Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;



 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Aphrodise Audrey Phyllis

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aphrodis Audrey Phyllis
Ravenclaw IV. Sınıf
Ravenclaw IV. Sınıf
avatar

Gerçek Adı : Çisem
Mesaj Sayısı : 58
Kan Durumu : Melez
Taraf : Tarafsız
Kişisel Özelliği : Konuşmayı çok sevmemesi

MesajKonu: Aphrodise Audrey Phyllis   C.tesi 2 Ağus. - 17:45:30

' "Kimseye söylemedim, yemin ederim."
"Peki o zaman Sihir Bakanlığı'nın bundan nasıl haberi oldu? Bu ifşa yüzünden yedi büyücü öldürmem gerekti!"
"Ben değildim. Asla söylemedim. Yemin ed-"
"Avada Kedavra!" '


 
Fırlayarak kalktı yatağından. Son zamanlarda sıklaşan kabusların bir örneğinden daha uyanmıştı. Kabusları gittikçe gerçek hissi vermeye başlıyordu. Uyurken yaşadığı korku ve adrenalinden terleyen alnını pijamasının koluyla sildi. Görücü değildi; ama bazı rüyalarının gerçekleştiğine şahit olmuştu. Bu da uyanıkken bile hala korkuyu hissetmesine sebep oluyordu. Gerçek dünya gözünde netleşirken yatağında iyice doğruldu ve gözlerini ovaladı. Bulanıklığın azalmasıyla, yatakhanedeki birkaç kızın kendisine baktığını fark etti. Ağzını açtı karşı söylemde bulunmak için, ama sesi çıkmamıştı. Karabasan yaşıyor gibiydi adeta. Eli hafifçe titriyor, zor nefes alıyor ve yutkunmakta zorlanıyordu. Kafasını yatağa koyup hareketsizce yatmak istedi. Ama uyuya kalmaktan, dolayısıyla tekrar kabus görmekten korkuyordu. Böylece kafasına günün planını oturttu, üvey abisine bir mektup yazmanın zamanı gelmişti. Eli komidinin çekmecesindeki parşömen ve tüy kaleme gitti; fakat göz göze geldiği Ravenclawlı bir kız ona burasının yeterince özel olmadığını fark ettirmişti. Herkesin ortasında yazamazdı. Aklına gelen ilk sessiz yeri seçti, Baykuşhane. Ama ondan önce karnını doyurması ve kendisine gelmesi gerekiyordu. Hızlıca, gelişigüzel hazırlandı ve komidindeki parşömen ile tüy kalemi cebine attıktan sonra -bu esnada asasının da cebinde olduğunu kontrol etmişti- hızlı adımlarla yatakhaneden dışarı çıktı.
 
------------------
 
Kahvaltıdan sonra da kendisinde güç bulamamış ve kütüphaneye gitmişti. Uzunca bir süre, kendisini iyi hissettiren şeyi yaptı; okudu. Eline ne geçtiyse okudu. Kelimeler beynine girdikçe biraz daha enerji dolduğunu hissediyordu. Okuduğu her harf onun için besin gibiydi sanki. Büyük saat kulesinin gürültüsü ile beraber o büyülü dünyadan ayrıldı. Öğlen olmuştu ve mektubu ne kadar geç yazarsa o kadar kötüydü. Kendisini zorladı ve ayağa kalktı. Fakat önünde duran 'Magical Hieroglyphs and Logograms' adlı kitabı da eline aldı ve kütüphaneden ayrıldı. Kendisini okumaktan alamaması, neredeyse bir Slytherinle toslaşmasını sağlayacaktı. İlerlerken Slytherinli çocuğun, arkasından hala hakaretler yağdırdığını duyabiliyordu.
 
Baykuşhane'nin son merdivenini de çıktığında hala elindeki kitap açıktı ve okuyordu. Sayfanın son kelimesini de okuduktan sonra kafasını kaldırdı yavaşça. Karşısındaki sluetlerin ne olduğunu fark etmesiyle beraber, elindeki o kalın kitabın yere düşerek kocaman bir patırtı çıkartması bir olmuştu. Çocuğa doğru bir adım atmak istedi, ama olduğu yerde kilitlenmişti sanki. Ağzından tek bir kelime dökülebildi. "Calvin!" Uzaktan bir seslenişti bu. Beklediğinin aksine sesi güçlü çıkmıştı. Sesini tanıyan kar beyazı baykuşu Mona da kızın koluna konmuştu. Kız yavaşça, çok yavaşça bir adım attı çocuğa doğru. Korku ve şaşkınlık bedeninden uzaklaşırken yerini ilgi ve şefkate, aynı zamanda mantığa bırakıyordu. Çocuğa seslendiği ismi düşündü. Hiç tanışmamışlardı ve isminin bu olduğundan da emin değildi alında. Aynı sınıfta ve aynı binadaydılar. Birkaç derste görmüştü onu. Tanışmıyor olmaları fazlasıyla garipti aslında; ama çocuk fazlasıyla çekingendi, ya da kızıl cadı öyle sanıyordu.
 

Ufak bir adım daha attı çocuğa doğru. "Calvin, adın bu değil mi?" Çocuk kendisine döndü. Kızın gözleri önce çocuğun gözleriyle buluştu, ardından yerde yatan kanlar içindeki baykuşa. Baykuşa baktıkça olay daha katlanılabilir oluyordu ve Aphrodis'in içindeki kusma hissi azalıyordu. Gözünü kuştan tekrar çocuğa çevirdi. Çocuk hala cevap vermemişti. Endişesi artan kız, cevap vermek için bekleyemedi. Çocuğun gömleğindeki ve elindeki kanlar, sohbet için gereken zamanın olmadığının belirtisiydi sanki. "Yaralı mısın?" Sesi endişeli olmanın yanında fazlasıyla yumuşak ve şefkatliydi de. Genelde Aphrodis tanımadığı insanlara bu iyimser yanını göstermezdi. Hatta banane diyip gitmeliydi belki de, başına bela almayı istemiyordu. Ama o içindeki hep inandığı ses, bu sefer de ona kalmasını ve çocuğa yardım etmesini söylüyordu. Aptalca da olsa her zamanki gibi iç sesini dinliyordu işte. Ela gözlerinden fışkıran endişeli bakışlar çocuğun her santimetre karesini inceliyor, olaya dair bir kanıt arıyordu. Bunu yaparken çocuğun suratında oluşan ufak bir tebessüm, kızıl cadının bir adım geri gitmesine sebep olmuştu. Fakat çok küçük bir adım olması ve o sırada çocuğun gömleğine bakıyor olması, çocuğun bunu fark etmesini engellemişti. Ah hayır, Aphrodis korkmuyordu. Sadece, ne yapacağını bilememe hissi ona ağır gelmişti ve bu yükü taşıyamıyordu. Egosunun altında eziliyordu. Çocuğun konuşup olayı anlatmasına fazlasıyla ihtiyacı vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Valeria Nerissa Wesley
SYB Profesörü & Ravenclaw Bina Sorumlusu
SYB Profesörü & Ravenclaw Bina Sorumlusu
avatar

Gerçek Adı : Ebrukot.
Mesaj Sayısı : 137
Kan Durumu : Melez.
Taraf : Bakanlık.
Kişisel Özelliği : Hafif Ukala.
Rp Partneri : Crownie.

MesajKonu: Geri: Aphrodise Audrey Phyllis   Paz 3 Ağus. - 12:54:08

    RP Puanınız: 84
    AO'ya hoşgeldiniz. Keyifli rol oyunları dileriz ^^

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Aphrodise Audrey Phyllis
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter ve Rol Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: