Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;



 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mayls.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lucjan Baczkowski
Gryffindor Hayaleti
Gryffindor Hayaleti
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kan Durumu : Muggle doğumlu.

MesajKonu: Mayls.   Salı 19 Ağus. - 23:22:41

Alıntı :

“Hatırladığın ilk şey ne?” diye sordu Ciaran, Baş Rahibe’nin çekmecesinden aşırdıkları tütün ve kağıtla beceriksizce sarılmış sigarayı ona uzatırken. Rahibelerin azarlarına rağmen içi kir dolu kısa tırnaklı parmaklarıyla, Ciaran’ın tutuşunu taklit etmeyi denedi Miles. Dudaklarını sigaranın ucuna dolayıp çektiği nefes ciğerlerine dolarken başarısızca öksürmemeye çalıştı.

Burnunu gıdıklayan duman. Tükürüğünde ıslanmış, genzini tıkayan, inatçı küller. Sıcağın ciğerlerini kavuran pençeleri. Kendi nefesinin güçsüzleşen,  düzensiz hırıltısı.

Boğazının ani kuruluğuna ve tütünün ağzının kubbesine tutunan acısına karşı yutkundu çocuk. Saniyeler önce yasak her şeyin altın çekiciliğine boyanmış sigara, o kadar eğlenceli görünmüyordu artık. Yetimhane mutfağının arkasında, yerlerini rahibelerin keskin gözlerinden saklayan çöp kutularının gölgesine daha da sokuldu; sigarayı keyifsizce diğer çocuğa geri uzattı.

Sirenler değil ancak felaketin ardından çöken sessizliğin ağırlığı karşısında güçsüz fısıltılar. “Diyorum sana, Nola, içeride hiçbir şey yoktu, çocuk dört yaşından daha büyük olamaz, hayatta olması imkansız--” Oksijen maskesinden çektiği ilk solukla beraber ağzına dolan plastik tadı, sinüslerine dek ilerleyen saf oksijenin arkasında bıraktığı ağrı. Beyaz önlüğün üzerinde sallanan bir haça hafifçe dokunan parmaklar. “Nabzı düzenli. Galiba Tanrı gerçekten gizemli yollardan çalışıyor, ha?” Ambulansın kapısı kapanırken son kez  gördüğü evleri, metal bir iskelet ve rüzgarın savurduğu küller.

Ağzının gerisinde, birkaç gün önce Donal’ın attığı yumruk yüzünden düşmüş süt dişinden yadigar boşlukta dolaştırdı dilini. Ciaran uzunluğu yarısına inmiş sigarayı bir kere daha teklif ettiğinde uysalca elini uzattı. Derine çekmediği nefesi gri göğe üflediğinde nemliydi kirpikleri, gözüne giren dumanın sunduğu mazerete teşekkür etti Miles. Ciaran dirseğiyle kaburgalarını dürttüğünde, soruyu yeni hatırlamış gibi davrandı. Sigara dumanının genzinden süzüldüğü gibi kolayca çıktı yalan, sahte bir sırıtışla kıvrılmış dudaklarının arasından.

“Hm, ilk şey. Sanırım küçükken Rahibe Bridget’in eteğinin altına girmiştim.”

Ciaran’ın öksürük nöbetine dönmüş kahkahası, mutfak kapısının kapanırken çıkardığı gürültüyle kesildi. Ciaran’la aynı anda küfrü basan çocuk, parmaklarını yakmaya başlayan izmariti yere atıp kurşun gibi asılı dumanı havayı döven elleriyle telaş içinde dağıtmaya çalıştı; ancak yetimhanenin aşçısı köşeyi döndüğünde kimseyi kandırdıklarını düşünmüyordu.

“Hey, siz ikiniz! Ne karıştırıyorsunuz orada, tahta kaşığı kıçınıza yemek için fazla büyüdüğünüzü mü sanıyorsunuz? Go hıfrean libh, küçük şeytanlar sizi!”

Ciaran’ın ceketinin kolunu parmak uçları beyazlayacak denli sıkı kavramış Miles, diğer çocuğun fısıldadığı “Koş!”u beklemedi kaçmak için. Topal Willie’nin mutfağından yemek aşırırken yakalandığı ilk seferden biliyordu ki rahibelerin cetvelinden daha ağırdı aşçının eli. Birkaç defa neredeyse düşmelerine neden olsa dahi gevşetmedi Miles, Ciaran’ın ceketine yapışmış yumruğunu. Ana bahçeye çıktıklarında, kolunun yenini çekiştirerek nefes nefese durdurdu diğer çocuğu.

“Sence vazgeçmiş midir, dersin?” diye sordu Miles, başını çevirip mutfağa çıkan yolu izlerken. Durduğu yerden Ciaran’ın omuz silktiğini göremiyordu ancak birbirlerine yaslandıkları için rahatça hissetti hareketi. Kalp atışları daha sakin bir ritim dövmeye başlarken alçak bir ıslıkla saldı ciğerlerindeki havayı. Adrenalin yerini paçayı sıyırmanın sarhoşluğuna bırakırken Ciaran’ın onun omzuna attığı hafif yumruğa sırıttı. Öğle ayinin yapıldığı şapele dek yarışmayı teklif etmek üzereydi ki temizlenen bir boğazın gürültüsüyle irkildi.

Rahibe Bridget’ın  onaylamaz ifadesini gördüğünde, Topal Willie ve tahta kaşığını tercih edeceğini düşündü Miles, bir an için. Rahibenin yumuşak ellerini saçlarına gömeceği zamanları hatırlıyordu, onu havaya kalkmış bir kaşla süzmek yerine. Birkaç yıl önce kadının karşısında utançla başını eğip birbiri ardına özürler dizebilirdi çocuk, burnuna doğru sallanacak tehditkar bir parmak gözlerinin dolmasına yeterli olurdu; ancak şimdi kurusıkı bir cesaretle sırıttı yalnızca.

Kadının burnundaki kırışıklar derinleşirken avuçlarından daha da uzaklaşan bir şeyin yasını tutmaya zaman bulamadı Miles; ancak o gün ikinci defa, hastaneye doğru yola çıkan ambulansın gerisinden izlediği harabeyi hatırladı.

“Hemen ayine koş, Ciaran; üstünüze sinmiş koku hakkında sonra konuşacağız -- Miles, sen değil.”

Omzunun üzerinden özür diler bir tebessüm attıktan sonra şapele doğru topuklayan Ciaran’a dikkat göstermedi Miles, kadının mavi gözlerindeki hayal kırıklığını okumak yerine bakışlarını yetimhanenin soyulan boyasına sabitlemeyi tercih etti. “Eğer bu yine eskiden ne kadar uslu bir çocuk olduğum hakkındaysa--” diye başladı, parmakları burnunun kemerini ovuştururken. Gerisindeki iyi niyete rağmen canını Donal’ın en acımasız küfürlerinden daha çok yakmış konuşmayı tekrarlamaya gönülsüzdü.

Rahibe Bridget iç geçirdi. “Hayır, özel bir yatılı okuldan bir öğretmen baş rahibenin odasında seninle konuşmak istiyor.” Kadının uzun, kara eteğinin altında attığı adımları usluca takip etti Miles; ancak  fikrin gülünçlüğü karşısında burnundan kaçan kısa kahkahaya engel olamadı. Sıklıkla konudan sapıp günah hakkında nutuklara dalan öğretmenlerini en son dinlediği zamanı hatırlamıyordu bile, burs alması imkansızdı. Paraya gelinirse, giydiği yıpranmış ekose üniforma, yakınlarındaki bir kilisenin kendileri dahi zengin olmayan cemaatinin bağışladığı birkaç başka parça giysi ve şiltesinin içine gizlediği paslı bir çakıyla sınırlıydı dünyevi serveti. Bu öğretmenin yetimhaneden para koparmaya çalışan bir dolandırıcı çıkması daha olasıydı.

“Tabii, eminim Eton Koleji gece gündüz peşimde koşuyordur.” diye gözlerini devirdi Miles, kadına yetişmek için adımlarını sıklaştırırken. Bir an için Rahibe Bridget’in artık arkadaşı olmadığını unutmuştu. Rahibenin kaşları endişeyle çatıldı. Kadının saçlarının da onlar gibi koyu olup olmadığını merak etti çocuk; peçenin gerisindeki buklelerin kendi saçlarıyla aynı küllü kumral tona sahip olacağını hayal ederdi küçükken.

Kapıyı çalmadığı için işiteceği azara aldırmadan baş rahibenin odasına dalmak üzereyken, koluna sarılan nazik parmaklar durdurdu onu. Rahibenin yakalandığı derin bakışı karşısında kızarmayı reddetti Miles. Keyifsizliğini belli edecek şekilde iç geçirdi ancak parmaklar gömleğinin yakasına yanaştığında çenesi kaldırarak düğmelerini iliklemesine izin verdi kadının.

“Miles, senin için büyük bir şans olabilir bu. Son zamanlarda neden değiştiğini anlamıyorum ama lütfen bunu ciddiye alacağını söyle bana.”


Derince iç geçirip ellerini kafasının iki yanında açtı Miles. “Peki, peki.” dedi kelimelerin ilk hecelerini bıkkınca uzatarak. Rahibe Bridget’in burnu üzerindeki kırışıklık olduğu yerde kaldı, tamamen dürüst olmadığını anlamış olmalıydı kadın. Konuyu değiştirmeye hevesli, “Okulun adı ne demiştin ki?” diye sordu Miles, burun kemerini kaşırken.

“Ah.” dedi kadın. “Hogwarts gibi bir şeydi, sanırım.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Samuel B. Proulx
Kurtadam
Kurtadam
avatar

Gerçek Adı : ..
Mesaj Sayısı : 12
Kan Durumu : kanlı canlıyız henüz.
Taraf : tarafsızlık.
Kişisel Özelliği : çabuk sinirlenmek.
Rp Partneri : aranmakta.
Evcil Hayvan : yerim ben onu.

MesajKonu: Geri: Mayls.   Çarş. 20 Ağus. - 0:10:07

Rol Puanınız: 87.
AteşOku RPG'ye Hoşgeldiniz. Keyifli roller dileriz.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Mayls.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter ve Rol Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: