Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;



 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Pearl

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pearl Cousteau
Hogwarts Şifacısı
Hogwarts Şifacısı
avatar

Gerçek Adı : Esra
Mesaj Sayısı : 17

MesajKonu: Pearl    Perş. 7 Ağus. - 16:55:33


Odasındaki boy aynasının karşısında kendisine bakarken kıskıvrak yakalandığı düşüncelerinden sıyrılmaya çalışıyordu fakat gün geçtikçe büyüyen karnı buna müsaade etmekten uzak bir şekilde göz kırpıyordu kendisine. Omuzlarına dökülen saçları göğüslerini kapatıyordu fakat çıplak göbeğini saklamaktan acizdi. Her sabah üzerine bol elbiselerini geçirirken bu aynaya bakıyor, kendisine günaydın diyen tek varlığı acı dolu gözleriyle izliyordu. Bir buçuk ay önce yine bu odadayken yaptığı testin sonucunu hazmedemeyip onu duvara fırlattığında da gözlerine nadiren uğrayan hüzün yerleşmişti. Zaten o günden beri Pearl alışkın olmadığı bir kişiliğe bürünmüştü. Daha çok düşünüyor, daha çok ağlıyor, karamsarlık bataklığına gömülüyor, derin düşüncelerde çırpınıp, ardından da boğuluyordu. Her şey yolunda gittiğinde bile bir bebek doğurmak kolay değildi, Pearl’ün durumundaysa her şey çok zordu. Evli değilken hamile kalmak değildi mesele, sorumluluk dendiğinde arkasına bakmadan, koşarak uzaklaşan bir adamın çocuğunu taşıyordu. Kendisine bir gelecek vadetmeyen birisine âşık olarak hayatının hatasını zaten yapmışken, bir çocukla cezalandırılacağını hiç düşünmemişti. Oysaki cadı hep hayatına girecek bebeğin onu dünyanın en mutlu kadını yapacağını düşünmüştü, fakat karnındaki hayatına engel olan bir cezadan farksızdı şu durumda. Yine de onu dünyasından koparmayı başaramamıştı, sorumsuzluğunu hiçbir şeyden haberi olmayan küçücük bir varlığa ödetemezdi.
Bir cumartesi sabahı, nisan yağmurlarının kurbanı olmuş şehrin tüm kokusu odasını doldururken derin bir nefes alıp aynadaki solgun yüzüne baktı son kez ve bir gülümseme yerleştirdi suratına. Tüm o karamsar günlerden sonra bir tutam cesaretle kendisine umut aşılamayı başarmıştı. Bugün hamile olduğunu öğrendiğinden beri ilk kez Jude’u görecekti ve onu ne kadar çok iyi tanısa da içinde bir yerlerde aptalca bir umut besliyordu. Son zamanlarda hayat ona beklenmeyeni vermişti ve kim bilir, belki bir kez daha ummadığı bir şeyle karşılaşırdı. İki ay önce revirde bayıldığında, her şeyi çok çalışıyor olmasına bağlamış ve hamilelik gibi bir durumu aklına bile getirmemişti. Sonuçsa yaşamında beklemeyen büyük bir değişiklik olduğuydu ve belki bu sefer o beklenmeyen şey ‘olumlu’ bir gelişme olurdu. Kapının girişindeki askılıkta duran şemsiyeyi ince parmaklarıyla kavradı ve kendisini dışarıya attı Pearl. Sakin sokağına ilk adımını attığında derin bir nefes alarak toprağın o büyülü kokusunun burun deliklerine nüfuz etmesine izin verdi. Ardından şemsiyesinin açılma sesinin yağmurun tok sesine karışmasını dinledi ve yürümeye başladı. Jude’un yattığı hastane oturduğu apartmana oldukça yakındı, aynı zamanda muggle’larla dolu bir alana cisimlenmek akıl karı bir iş değildi. Bu yüzden de yürümeyi tercih etmişti ve attığı her adımda içini rahatlatan havaya minnettardı zira biraz sonra söyleyecekleri için rahatlamaya ihtiyacı vardı. Şemsiyeyi kavrayan elinin titrediğinin farkında değildi ve hatta rahatlama duygusuna yakın bile değildi şu anda.
Hastanenin asansöründe geçirdiği saniyeler sonrasında kendisini hızla koridora attı genç kadın, kapalı alanlarda kalamamasına karşın onca katı yürüyerek çıkamayacak kadar da halsizdi. Zaten son üç aydır solgun tenine eşlik eden yorgunluk onu mahvediyor, sürekli uykuya sarılıp hem işini hem de sosyal hayatını ihmal ediyordu. Fiziksel yorgunluğunun yanında yaşadığı yalnızlıksa onu manevi olarak öyle yıpratıyordu ki en ufak bir şeyde dolan gözleriyle baş etmek zorunda kalıyordu. Ona destek verip, içini güvenle ısıtacak bir ailesi yoktu, âşık olduğu adamı bir buçuk aydır görmeye bile gitmemiş, düşünceleriyle baş başa kalmak ve sağlıklı düşünebilmek için onu görmemeyi tercih etmişti, aynı zamanda kendine yakın bulduğu insanların da aksi gibi hayatı karmakarışıktı. Max’leyken yalnızlığını hissetmiyordu fakat onun da karnı burnunda bir nişanlısı vardı ve adam günlük uykusunu almaya bile vakit bulamaz bir hale gelmişken kendi sorunlarıyla onu meşgul edemezdi. Jude’un odasından içeriye girerken tüm bu sorunlarını yüzüne yansıtmamaya çalışmış, sıcak bir gülümseme kondurmuşsa da bakışlarının ardındaki yorgunluğu saklayamamıştı. Yine de onun fark etmemesini dilemişti içinden Pearl.
Jude’u kalınca bir kitabın arkasında, satırların arasında boğulurken bulmuştu. Pencerenin dibindeki tekli koltukta oturmuş ve dışarıdaki manzaranın güzelliğine aldırmadan kelimelerin büyülü dünyasına kaptırmıştı. Yakışıklı adamın yüzü kapının gıcırtısıyla kendisine çevrildiğinde Pearl yüzündeki gülümsemenin solmasına izin vermeden ona doğru yürümeye başladı ve sessizliğin içinde karşısındaki boş koltuğa bedenini yerleştirdi. Jude’un yüzündeki ifadeyi okuyamıyordu, mimikleri öylesine ustalıkla gizlenmişti ki suratına ne düşündüğünü ya da hissettiğini anlamak için onu çok iyi tanıyor olması yetmiyordu. Onu bir süredir görmeye gelmemesine nasıl tepki verecekti acaba, üstelik hastaneye neredeyse cadının isteğiyle yatmışken? Öfkeli miydi yoksa bunu umursamamış mıydı? Bakışlarındaki durgunluktan hiçbir şey anlamıyordu, aslında şu anki rahatsız edici sessizliği bozacak kelimeleri de seçemiyor, ona söyleyeceklerini nasıl aktaracağını hiç bilmiyordu. Aklı öyle karmaşıktı ki, bu sefer gelirken film ya da kitap getirmeyi bile akıl edememişti ve bunu içerideki kitap yığının görünce fark etmişti. Yine de tüm yaşadıklarını öğrenince Jude’un kendisine hak vereceğini umut ediyordu. “Nasılsın?” Belli belirsiz bir ses tonuyla çıkan bu soru adamın kulaklarına erişmiş miydi, bilmiyordu fakat bir şekilde anlatması gerekenlere odaklanması gerektiğini biliyordu. Lafı eveleyip gevelemek istemiyor, üzerindeki yükten kurtulmak için can atıyordu. Fakat zordu, ona baba olacağını söylemek ölüm fermanını imzalamak gibi bir şeydi. “Yokluğumda hemşireler sana güzel bakmışlar. İyi gözüküyorsun.” Zoraki bir gülümseme suratına belirdi. Soğuk bakışlara, kendi ürkek bakışlarıyla tepki vermek kolay değildi zira Jude’un neden gelmediğine dair hesap soran gözleri korkusunu büyütüyordu. Belki de adamın bakışları gayet normaldi, bu Pearl’ün kuruntularından bir tanesiydi. Yine de açıklama yapma isteğiyle araladı dudaklarını. “Bir süredir uğrayamadığımın farkındayım. Bunun için üzgünüm. Sadece…” Yutkundu ve bakışlarını onunkilere odaklayıp devam etti. “Yolunda olmayan bir şeyler vardı. Onlarla uğraşmak zorunda kaldım.” Basit birkaç problemden bahsediyor gibi gözüken bir hali olsa da sesinin titremesine engel olamamıştı. Kolay değildi, biraz sonra söyleyecekleri hayatlarını ve ilişkilerini tamamen değiştirecek nitelikte şeylerdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Valeria Nerissa Wesley
SYB Profesörü & Ravenclaw Bina Sorumlusu
SYB Profesörü & Ravenclaw Bina Sorumlusu
avatar

Gerçek Adı : Ebrukot.
Mesaj Sayısı : 137
Kan Durumu : Melez.
Taraf : Bakanlık.
Kişisel Özelliği : Hafif Ukala.
Rp Partneri : Crownie.

MesajKonu: Geri: Pearl    Perş. 7 Ağus. - 17:13:37

    Rp Puanınız 95'dir.
    AO'ya hoşgeldiniz. Keyifli rpler dileriz ^^

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Pearl
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter ve Rol Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: